Yazı Detayı
15 Aralık 2014 - Pazartesi 23:09 Bu yazı 630 kez okundu
 
Doğaya Dönüş
İnci Güçlüer
incigucluer@ttmail.com
 
 

DAHA KÜÇÜK , DAHA BASİT, DAHA AZ...  

 

Teknoloji gündelik yaşamımızı giderek daha karmaşıklaştırırken bizi doğadan da kopardı. Kişisel hayatında bu kopuşun yarattığı boşluğu ağır bir şekilde hisseden bireyler çoğaldı. Bu durumun toplumsal bir çözülmeye de yolaçtığını  farkeden ileri toplumlar yaşamlarını basitleştirme yolunda çoktan kafa yormaya başladılar bile. Bugün, gökyüzünü delen kuleler, devasa rezidanslar,  beton siteler, insan ölçeğini aşan binalar inşa edenler, sadece doğaya hala hükmetme hırsında olan "gelişmekte olan ülkeler" gibi görünüyor.  Giderek daha fazla insan minimal bir yaşam tarzını ve doğayı özlediğini dile getirir oldu. İnsanoğlu gelecekte başladığı noktaya mı dönecek merak konusu. Einstein'ın dünyamızın geleceği üzerine söylediği "3.dünya savaşını bilmem ama 4.dünya savaşı taşla sopayla olacak" sözü beni çok düşündürmüştür. Hızla, sahip olduğumuz bütün doğal kaynaklar ve giderek dünya elimizden kayıp gitmekte. Bilimkurgu yapımlara oldumolası düşkünümdür. Çoğu sinemacının yüzyıllar sonrasına ait öngörülerinin bu kadar kısa sürede gerçekleşmekte olduğunu görmek ürkütücü desem abartmış olur muyum acaba? Fransa'nın Besançon ve Kanada'nın Quebec bölgesinde inşaa edilen çevre dostu ve doğayla bütünleşmiş evler "geleceğin insanı"nın yaşam mekanı tercihlerini haber veriyor. 

 

Slogan da şu; daha küçük, daha basit, daha az           

Bu küçük evler genelde orman içinde yapılıyorlar ve anayapım malzemeleri de tahmin ettiğiniz gibi ahşap. Aslında ne malzeme yeni, hatta ne de konsept. Eskinin modern bir yorumu diyelim (en azından bizim için öyle) Kullanıcının bizzat kendisinin ya da bir kaç ailenin biraraya gelerek "imece usulü" inşaa ettiği bu evlerde her şey geridönüşüm esasına göre kurgulanmış. Asırlardır kullanılan malzemeler farklı bir form ve teknikle birleştirilmiş. Bu; aslında biz Türklerin hiç de yabancısı olmadığı "YURT " adı verilen bir tür çadır tekniği. Ama bu durum biliyoruz ki Batının Doğuya ilk öykünmesi değil tabii.              

 

Demontabl olması, çabuk kurulumu, hafif ve nefes alan duvarları ve sağlığa zararlı herhangi bir malzeme içermemesi öne çıkan özellikleri. Yapım sürecinin de epey eğlenceli olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. İnsan ölçeğinde yapılan ve asla "tripleks villa" kıvamında devasa boyutlarda tasarlanmayan evler bu özelliğiyle adeta günümüz insanının gereksiz hırs ve egosunu tedavi eder nitelikte.         

 

Doğadaki hayvanları örnek alan yuvarlak kabuğun yüzeye yerleşimi ve yapım yöntemi (geçme sistem) deprem riskini ve öngürülemeyen doğa etkilerini en aza indiriyor. Bu yumuşak form, insan psikolojisi üzerinde de bütünleşme, değişebilirlik, esneklik duyguları uyandırarak sakinleştirici ve uzlaşmacı bir etki ediyor. Bu evlerin çoğu tahmin edebileceğiniz gibi güneş enerjisinden en üst düzeyde yararlanıyor. Hatta bazıları elektrik, telefon, bilgisayar gibi günümüz insanının bağımlısı olduğu son teknolojiyi bile reddederek planlanmış. En fazla 50-60bin avroya ve sadece bir kaç haftada bitirebileceğiniz ekolojik evlerin "mağara tipi" denilebilecek bir formda yarı yeraltında inşaa edilen bir modeli de var. Artık hangisi size ve "gelecek hayalinize" uygunsa... 

 
Etiketler: Doğaya, Dönüş,
Yorumlar
Haber Yazılımı Yandex.Metrica